15 Temmuz 2008 Salı

İncelikler yüzünden | 5

-Uzun süre sonra yazmak.Sabah erken saatlerde kalkarak teknesini temizleyen ağını hazırlayan balıkçılar misal.Gemiler,limanda güvendedir ama bunun için inşa edilmemişlerdir.

-Otobüs yolculukları çok yoruyor. Her hafta gidip gelinen Kayseri-Ankara yolu artık ezberlendi. Arka koltukta mutlaka ağlayan bir bebek, bozuk klima ve uçsuz bucaksız tarlaların arasında itinayla aranan ağaçlar. Akla gelenler,söylenmek istenip söylenemeyenler. Arabesk müziğin sarstığı bünyenin yalvaran gözlerle güzel bir film koyun da izleyelim bakışı bazen de yanımdaki adamın hoşsohbet olması için duacı oluyor. Tüm bu çile canımdan çok sevdiğim Tavlusun'a kavuştuğum anda bitiveriyor. Yaz vakti kazak giymek herkese nasip olmasa gerek. Tarla farelerine gitarla verilen konserlerle bitirilen gün için,ertesi günse o kutsal insanı görebilmenin heyecanı için değil 5 saat 15 saat yola katlanırım desem de vücudum kaldırmıyor artık.

-Yüzük kaybetme konusunda sabıkalıyım. Rahmetli dedemin yüzüğünü kaybettiğim için kendimi affedememişken onun yüzüğünü de kaybettim. Hala alışkanlıktır yüzüğü taktığım parmağımı ovuşturuyorum biraz da utanarak.

-Serotonine dikkat ediniz. Toplumda çoğu zaman sadece mutluluk verici nörotransmitter bir madde olarak algılansa da sinir konusunda da çok hassas bir rolü var.

-Üniversite uzatmak seni üzer dediklerinde umursamaz tavırlarla bakardım etrafa. Çevremdeki insanlar diplomayı aldığında birşeyler dank etmeye başlamıştı ama benden iki yaş küçük kız kardeşim diplomasını hem de 10. yıl Marşı eşliğinde aldığında umursamaz gururlu tavırların kendimi kandırmaktan başka bir işe yaramadığına inandım. Belki iki üç yılıma mal oldu ama hayattan dersimi aldım. Gene de zekasına ve kendine güvenmeyip kopya çeken zavallı bir halde 4 yılda diploma alan bazılarına baktıkça başım dik şekilde tamamen kendi emeğile geç de olsa alacağım diplomam için mutluyum. Tabi en güzeli bu işi 4 senede harıl harıl çalışarak halletmek en güzeli; gurur duyduğum kardeşim misal. ODTÜ'ye mastera kabul edildiğinde dünyalar benim oldu. Bu ülkede emekle,torpilsiz ilerlenebildiğini görmek mutluluk veriyor.

-Yıllar bazı şeyleri değiştiremiyor. Hayatımın insanını tanımama vesile olan lisemi saygıyla anıyorum.Kolay değil ortaokul+lise o okulda geçmişti. Çıkarsız tertemiz arkadaşlıklar, hala devam eden bir aşk,anılar... Hala o trafoya gidip yeni nesil Küçükçalık talebeleriyle sohbet ediyorum. Ancak bizden sonra ortaokulun da kapanışıyla Küçükçalıklılık kültürü yok olmuş,hocalar dağılmış. Bundan daha çok üzen 150 yıllık ilkokulumun yıkılarak otoparka dönüştürülmesi. Arkadaşlar söylediğinde inanmamıştım, bizzat gördüğümde gözyaşlarımı zaptedemedim. Koskoca bir tarihi herşeyden önce ilim yuvasını yıkanları bir kez daha kınıyorum.

-Cem Karaca,Moğollar,Barış Manço,Erkin Koray. Çocukluğumdan beri ısrarla dinlerim. Bıkmadım,bıkamadım,bıkamayacağım da. Zamane şarkılarına bakıyorum da cidden azıyorum bu dünyaya. Duyguları alınmış kalabalıkların içinde yalnızlaşan siyah beyaz bir dünyaya merhaba diyen yeni nesilin günahı nedir? Son mutlu kuşak olarak bizden küçüklere anılarımızı aktarmak sanırım bizlerin borcu onlara. Gören de yaşlıyım sanacak ama hani şu 80lerin sonunda 90ların başında çocuk olan şanslılardanım.

2 yorum:

http://dokuzaylik.blogspot.com dedi ki...

paşam , özellikle yol yorgunluğu birşeye benzemiyor ne yazık ki , bir kere Ankara'ya giderken -hani görüşmüştük- Bolu'dan sonrası resmen işkence oldu benim için , tarlaların arasında duran otobüs gibi geldi , zaten en güzel zaman ise geri dönüş idi ..

margo dedi ki...

gerçektende şarkılar berbat...hele klipler daha da berbat,bugun biri den geldi,acaba yanlışlıkla başka bir kanalı mı açtım diye düşündüm...
yazı yazmak insanı rahatlatıyor gerçekten.. balıkçıları düşünmekte huzur verdi bana..

otobüs yolculuklarına kısa bir süre yaklaşık 3 ay ara verdim inşallah :D

lise hayatı gerçektende bambaşka oluyor.. harbi dostlar hep liseden kalma.. birde lisede başka bir ruh var..
misal bizde
KIRMIZI-SİYAH... KAL ruhu var..

yüzüklerini zaptedemeyen insanlara uyuz olurum.. bende onlardan biriyim.. parmağımda yüzükle evden çıkıp aynı yüzük parmağımda eve dönmem nadir rastlanan bi olaydır..ama ben genelde dışarda çıkarıp çantama koyarım..kaybetmem..

ilkokulum yıkılsa bende dayanamam sanırım..senin yazını okurken bunu hayal ettim de:S..ağlamak hemde fena ağlamak...


SİZ YİNEDE İNCELİKLİ DAVRANIN.. ;)